Davut Nuriler Web Sitesi

Çatışma Yaşamış Eski Yugoslavya Ülkelerinde Karşılaştırmalı Tarih Ders Kitapları

   VI. ULUSLARARASI TARİH EĞİTİMİ SEMPOZYUMU(ISHE 2019)

                      10-12 EKİM 2019-BOLU



                                                                           ÖZET

ESKİ  YUGOSLAVYA  ÜLKELERİNDE KARŞILAŞTIRMALI  TARİH  DERS  KİTAPLARI

XIX ve XX. Asırlarda çok uluslu Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorluklarının hükümran olduğu balkan coğrafyasında ulus devletler kurulmaya başlandı. I. Dünya savaşının bitmesi ile ortaya çıkan yeni devletler balkan coğrafyasına istikrar ve barış getirmedi. İki dünya savaşı arasındaki dönemde Avrupa coğrafyasına hakim olan ırkçı ve yayılmacı rejimlerin, balkanlar coğrafyasında hala devam eden kalıcı etkisinden bahsedilebilir. Bu etki Müslüman azınlıkların üzerine baskı, soykırım ve sürgünler şeklinde yansıdı. İkinci dünya savaşı sonrasında yazılmış ders kitaplarında aralarında düşmanlık olan ulusların, tarihi olaylara bakışlarındaki çelişkilere yer verilmiştir.

1990 yılından sonra dağılan Sosyalist Yugoslavya sonrası kurulan yeni bağımsız ülkelerin tarih ders kitapları incelemelerimizin konusunu oluşturdu. 90lardan Bosna-Hersek  bağımsız bir devlet oldu. Komşusu iki ülke( Sırbistan ve Hırvatistan )  gibi ulus devlet olmayan Bosna-Hersek; çoğunluğu  Boşnak, Sırp ve Hırvatlarla birlikte  üç etnik  unsurdan  oluşan bir devlettir. Sırbistan ve Hırvatistan komşu, aynı zamanda birbirleri ile tarihi düşmanlıkları ile tanınan iki ülkedir. Bosna’daki Boşnakların milli kimlikleri ile millet olarak ortaya çıkışı, balkanlardaki çatışmaların artışına sebep olmuş ve 1992-95 yılları arasında çatışmaları savaş boyutuna yükseltmiştir. Tebliğimde bu tarihi gerçeklerin ders kitaplarında farklı milletlerin gözü ile nasıl ele alındığına yer verdim.  Aynı tarih dersi kitaplarında Osmanlı dönemleri ile ilgili tartışmalı konulara da yer verilmiştir.

                                                           SUMMARY

             COMPARING HISTORY TEXTBOOKS IN FORMER YUGOSLAVIA STATES

In nineteenth and twentieth centuries when multiethnic states like Austro-Hungarian and Ottoman ruled, nation-states started to emerge. New states that were established upon the end of World War I did not succeed in bringing stability and peace to the Balkan region. The racist and expansionist regimes present in Europe in between WW I and WW II have left traceable effects in the Balkans to date.  One of the manifestations of this effect is on Muslim minorities who were suppressed, exiled or witnessed genocide. Textbooks written after WW II showed a great deal of historical contradictions.

 In this study, the textbooks written in the new nation states formed after the socialist Yugoslavia broke up are being analysed. In 90s, Croatia and Bosnia and Herzegovina have become independent states. Bosnia, which was not a nation-state like its two main neigbours Serbia and Croatia, is a three-ethnic state comprising mainly of Bosnian, and Serbian, Croatian nations. Although neighbours, Croatia and Serbia are known for their historical enmity. When the Bosniaks of Bosnia rose as a nation, it accelerated the conflict in the region and it turned into a war between 1992-1995. In my presentation, I will discuss how these historical facts were differently represented in different nations’ history textbooks. In the same books, controversial issues related to Ottoman history also took place.

YUGOSLAVYA  NASIL   KURULDU ?

Yugoslavya devleti birinci dünya savaşı sonrasında dağılan iki çok uluslu imparatorluk olan Avusturya-Macaristan ve Osmanlı coğrafyasında kuruldu. Slovenya ve Hırvatistan asırlarca Avusturya-Macaristan’ın yönetiminde yaşadı. Bosna-Hersek ise Osmanlı vilayeti iken 1878-1918 yılları arasında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu idaresinde kaldı. Bu 3 ülkenin dışında kalan balkanların diğer devletleri Romanya dahil, 4 asır boyunca Osmanlı’nın eyaletleri olarak yaşadılar. Bu sebepten Sloven ve Hırvatların kültürel ve milli kimlikleri ile diğer balkan ülkelerinin kimlikleri arasında ciddi bir farklılık vardır.  Bosna-Hersekteki  Boşnaklar ise Müslüman olmaları sebebiyle komşularından farklıdırlar.

Birinci dünya savaşının bir asır öncesinde Yunan ve Sırp milli kimliği  üzerine bina edilen  bağımsız 2 ulus devlet tarih sahnesindeki yerlerini aldılar. Batıda ulus devlet oluşumlarının hızla yükselme içinde olduğu yıllarda balkan harbinden sonra Bulgaristan ve Karadağ gibi yeni devletlerin oluşumuna şahit olduk. Birinci dünya savaşının bitimi ile adına SIRP-HIRVAT-SLOVEN krallığı adı verilen farklı ulusların bir araya gelerek oluşturduğu devletin, ulus devlet çağı ile  uyuşmayan bir yapı  olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Birinci dünya savaşının galibi İngiltere-Fransa’nın öncülüğünde, Sırbistan’ı mükafatlandırmak amacıyla ortaya çıkan bu devletin, suni bir yapı olduğu kısa zamanda ortaya çıktı. Başında Balkanların ilk bağımsız devletlerinden biri olan Sırp Kracorceviç hanedanının bulunduğu bu monarşinin kısa zaman içinde Sırplarla Hırvatların çekişme  arenası haline geldiğini görüyoruz. Kurulduğu 1918 yılından, Nazi işgaline uğradığı  1941 yılına kadar krallık Yugoslavya’sının, Sırp olmayan milletlerin baskı altında yaşadığı sürdürülemez bir siyasi oluşum olduğu söylenebilir.

İkinci dünya savaşı sonrasında batı dünyası ile Sovyetler Birliği arasında gidip gelen Sosyalist Yugoslavya, Josip BROZ TİTO’nun Stalin’e rest çekerek Sovyetler Birliğinden kopmasından sonra, İngiltere ve ABD’nin desteği ile tek parti diktası altında  muhaliflerini sindirerek  birliğini  sürdürmeyi başardı. İki kutuplu dünyada denge politikasını ustaca kullanan TİTO devletin birliğini sürdüren tek unsurdu. Onun ölümü Yugoslavya’nın da sonunu getirdi.

    ÇATIŞMA  YAŞAMIŞ  ESKİ  YUGOSLAVYA ÜLKELERİNDE  

                                                 KARŞILAŞTIRMALI  TARİH  DERS  KİTAPLARI          

Globalleşen  dünyada tarih dersi kitapları da globalleşmektedir. Tüm dünyada özellikle gelişmiş zengin toplumlarda ve ülkemizde  tarihe merak her geçen gün artıyor. Başta televizyonlar olmak üzere medya araçlarında tarihi dizilere ilgi en üst seviyededir. Artan bu ilgiye paralel olarak okullarda da tarih dersi kitaplarının yenilenmesine ihtiyaç duyuluyor. Eski yıllara göre insanlar çok daha fazla seyahat ediyor. Uluslararası ve bölgesel seyahatlerin sebepleri de gittikçe çeşitleniyor. Klasik turistik gezilerin yanında tedavi, eğitim, çalışma gibi yeni alanlar gelişiyor. Bu sebeple seyahat edilen ülkeler hakkında insanlar çok daha fazla bilgi sahibi olmak istiyor.  Ayrıca bilişim teknolojisindeki gelişme ve internet erişimi insanlar ve ülkeler arasındaki mesafeleri ve sınırları önemsiz kılarak ilişkilerde muazzam denecek seviyede artışlar sağlıyor. Tüm bu sebeplerin yanında son yıllarda, iç çatışma yaşayan, az gelişmiş, fakir, baskıcı rejimlerle yönetilen ülkelerden zengin batılı ülkelere doğru gittikçe artış gösteren mülteci akımı da tarih bilgilerimizin yeniden gözden geçirilmesini ve güncellenmesini zorunlu kılıyor. Bu ihtiyacın farkına varan Oxford  Üniversitesi, İngiltere’de YENİ OXFORD DÜNYA TARİHİ adı ile ansiklopedik bir tarih serisini bitirip  yayınladığını dikkatlerinize arz etmek isterim.

Birinci dünya savaşı sonrasında Paris konferansı ile kurulan çarpık, adaletsiz ve sürdürülemez ilk global dünya düzeni, 20 yıl gibi kısa bir süre sonra dünyamızı ikinci bir savaş felaketi ile kan gölüne çevirdi. 5 yıldan fazla süren ve 60 milyondan fazla insanın öldüğü 2. Dünya savaşı, ihtiyar dünyamızın yaşadığı en büyük felaketti. Avrupa’yı harabeye çeviren bu korkunç 5 yılın kışkırtıcısı ve uygulayıcısı ne yazık ki insanoğlunun kendisi idi. Savaşın bitiminde böyle bir felaketin bir daha yaşanmaması adına tedbirler bağlamında uluslararası bağlayıcılığı olan bir dizi sözleşme BM’de kabul edildi. Bu sözleşmeleri uygulayacak kurumlar ihdas edildi.  Bunların en önemlisi  İnsan hakları evrensel beyannamesidir. Akabinde soykırımları önleme sözleşmesi geldi. BM üyesi ülkelerin imzasına açıldı. Avrupa konseyi ve daha sonra Avrupa Birliğine dönüşecek Kömür ve çelik birliği, yeni bir savaşı önleyecek kurumlar olarak kuruldular. İkinci dünya savaşı öncesine göre,  barışın değerinin farkında olan Avrupa, 1977 yılında, AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATINI da (AGİT) kurarak muhtemel bir savaş riskini minimize etmeye  çalıştı.

Dünya barışını koruma çabaları devam ederken, bir tarafta ABD, diğer tarafta SSCB’nin önderliğinde iki bloka ayrılan dünyamız, adına, SOĞUK denilen yeni bir tür savaş türüyle yaşamaya devam etti. 1989 yılında SSCB’nin dağılması sonucunda, ABD liderliğindeki NATO askeri ittifakı, dünyanın tek süper gücü durumuna geldi. Avrupa’da ve balkanlarda Sovyetler Birliğinin müttefiki bir  çok ülke blok değiştirerek bugün AB ve NATO tarafındaki yerlerini aldılar. Varşova blokunda, Polonya ile başlayan kopuş hareketi, Bulgaristan ve Romanya’nın çatışmasız ve kansız bir şekilde Moskova’dan kopması AB üyesi olması  ile nihayete erdi.

 Sosyalist dünyanın en gelişmiş ülkesi sayılan Yugoslavya ise beklenenin aksine çeyrek asırdan beri  barış ve istikrarın bir türlü sağlanamadığı güneydoğu Avrupa’nın   çıban başı olmaya devam ediyor.

1912 yılında patlayan balkan savaşları ile 1992-95 yılları arasında Bosna-Hersek’te yaşananlar arasında nasıl bir benzerlik olduğunu, Uluslar arası bağımsız komisyon raporları ile gözler önüne sermeye çalışacağım. Carnegie Uluslar arası Barış Vakfı 1914 yılında, 1912-13 yılları arasında cereyan balkan savaşları üzerine bir rapor  ( Report of International Commission to Inquire into the Causes and Conduct of the Balkan Wars ) yayınladı. (Uluslar arası komisyonun balkan savaşlarının nedenleri ve seyri üzerine araştırmalarının sonucu olan rapor. ) Bu belgeyi hazırlama görevi Fransız senatör Baron d’Estournelles de Constant Başkanlığında uluslararası bir komisyona verilmişti. Komisyon balkan savaşlarının sebep hanesine şu hüküm cümlesini yazmıştı. “ Avrupa’daki büyük güçler, yoksul balkan ülkelerine kara ve su yolları, okullar, hastaneler, müze ve laboratuarlar kuracakları yerde, yarım yüzyıldan beri yüzlerce milyarı silaha yatırmasından büyük üzüntü duyuyorum.”(2) Balkan savaşlarının sebebini bu cümle ile özetleyen Baron, raporunu, şu tespit ile bitirmişti. “ aslında kurtuluş yok, birleşme ve uzlaşma dışında, ne küçük devletler için ne de büyük güçler için” Bu raporun yayınlanmasından birkaç ay sonra Saraybosna’da çekilen tetikle  birinci dünya savaşı patladı.

                       90  YIL SONRA  BALKANLARDA  DEĞİŞEN  BİR  ŞEY  YOK

1995 yılının ikinci yarısı ve 1996 yılının ilk yarısında balkanları boydan boya gezen Belçika eski Başbakanı Leo Tindemans başkanlığındaki uluslar arası  heyetin tespitleri ile, 90 yıl önceki heyetin tespitleri arasında büyük bir benzerlik olduğu hayretle görüldü. Süper güçler arasındaki mücadele bilinmezse, balkanlardaki istikrarsızlığı ve çatışmaları anlamak mümkün olmaz. Çünkü balkanlardaki mücadeleler süper güçler arasındaki rekabetin yansımasıdır.

Bu tarihi tespitlerden sonra şu anda okuduğunuz  bu tebliğ hakkında kısa bir bilgi vermek isterim.  Önce kendimden başlayayım. 1951 yılında dağılan eski Yugoslavya’da  Sancak bölgesinin Yeni Pazar şehrinde doğdum. 50li yıllarla  Balkanlardan Türkiye’ye  sığınmak zorunda kalan yüzbinlerce göçmen aileden birisine mensubum ve bu zorunlu göçü bizzat yaşadım. Mensup olduğum  geniş ailenin  önemli bir kısmı Türkiye’ye gelmeyerek Sosyalist Yugoslavya’da( SFRJ ) yaşamaya devam etti, hala da ediyor. Orada kalan aile fertlerimizle irtibatımızın devamı sebebi ile Yugoslavya ile bağımız hiç kopmadı. Oradaki gündemden hiç uzak kalmadım.  Sunumumda yer alan bazı tespitlerin kaynağı yaşanmış olay ve gerçek kişilere, ve benim uzun yıllara dayanan okuma ve gözlemlerime dayanmaktadır. Buna şimdilerde sözlü tarih çalışması deniyor. Bu konuda çalışmaya devam ediyorum. Arşivimde sözlü tarihe malzeme sayılabilecek 250 saatten fazla video çekimi var. Bu videoda yer alan bir çok kişi halen hayatta değil.

 TARİH  DERS  KİTAPLARI

Ders kitapları; öğrenme öğretme sürecinde özellikle planlı eğitim uygulamalarında öğretmenlerin ne öğreteceğini, öğrencilerin ne öğreneceğini belirleyen temel kaynaklardır. Bu kitaplarda yazılan her bir sayfanın hatta paragrafın önemini tekrara gerek yok. Geçmiş olayların ifade tarzı ve yorumları ışığında, yeni nesillere bugünü nasıl anlayacakları öğretilir.  Ders kitaplarında toplumsal, kültürel, geleneksel, dini, felsefi, demokratik değerler, normlar yer alır. Her yıl olmasa da belli aralıklarla ders kitaplarının zamanın değişen şartlarına göre güncellendiğini biliyoruz. Ülkeler; yönetimi elinde tutan iktidarların çerçevesini çizdiği, kimlik değerlerini ve ideolojileri ders kitapları üzerinden tespit ve kontrol eder ve yönlendirir. Türkiye’de ilk ve orta dereceli okullarda ders kitaplarının hazırlanması ve kontrolü, M.E.B. eliyle Talim ve Terbiye kurulu tarafından yürütülmektedir. İçinde yaşadığımız 21. Asırda, tarih eğitimi ve araştırması çalışmaları, ülkeleri idare edenler için son derece güçlü bir enstrümandır. Yanlış kullanılmasının sonuçları çok ağırdır. Balkanlar; tarih eğitim ve öğretiminin yanlış kullanıldığında nasıl telafi edilemez sonuçlara sebep olabileceğinin tipik örneğini  teşkil eder.

 Balkanlar 5 asır boyunca Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun idaresi altında yaşadı. Bu iki devletin en önemli ortak özelliği çok uluslu, çok dinli, çok kültürlü yapıları idi. XIX. Asırda yükselen milliyetçi akımlar ve Avrupalı güçlerin desteği ile, önce Yunanistan ve Sırbistan Osmanlı’dan koparak bağımsız devlet oldu. Birinci dünya savaşı sonunda adı geçen iki çok uluslu imparatorluğun dağılması balkanlarda siyasi bir boşluk ortaya çıkardı. Bu otorite boşluğu yeni kurulan ulus devletler tarafından gerektiği şekilde doldurulamadı. Sınırlarını genişletme hedefi taşıyan balkanların yeni ve küçük  ulus devletleri, ( Megali idea, Büyük Sırbistan, Büyük Bulgaristan ) bölgede her an bir çatışma çıkaracak ırkçı yayılmacı ideolojiler tarafından yönetiliyordu. Bu yayılmacı ırkçı saldırgan ideolojiler hakkında bilgi sahibi olmak için okullarında okuttukları ders kitaplarına bakmak yeterlidir. ( 3 )       

                        AZINLIK   KAVRAMI  ULUS  DEVLETLERLE  ORTAYA  ÇIKTI

Bu ulus devletlerin kurulması ile ortaya çıkan diğer çok önemli bir problem de azınlık kavramıdır. 5 Asırlık Osmanlı idaresinde asla söz konusu olmayan azınlık kavramı, günümüzde balkanlarda hala çözülemeyen çok önemli bir problemdir. Yunanistan’da Türkler, Arnavutlar, Bulgaristan’da Türkler, Pomaklar, Romanlar, Sırbistan’da Macarlar, Boşnaklar, Arnavutlar, Hırvatlar ve diğer balkan ülkelerindeki azınlıkları saymaya devam edersek uzar gider, sayfalara sığmaz. Daha önce asırlarca bölgede hükümran olan iki çok uluslu imparatorluk dönemlerinde gündemde bile olmayan azınlık problemleri günümüzde barış ve istikrarı tehdit ederken, insani bir çok problemin kaynağıdır.  ( 4 ) 30 Yıl önce 1989 da  Bulgaristan’dan sürülen 350.000 civarındaki Türk, azınlık olmaları sebebiyle bu muameleye maruz kaldılar.

Balkanlarda ulus devletlerin kuruluşu aşamalarında, milli bir bilinç oluşturmak ( Yunan, Sırp, Bulgar, Karadağlı v.s. )   amacıyla, Osmanlı devleti geçmişi ile birlikte yok edilmesi gereken en  büyük düşman haline getirilmiş ve hedefe konmuştur.  Osmanlı idaresi, feodal, zalim, sömürgeci,  Osmanlı boyunduruğu terimi ders kitaplarında sürekli tekrarlanan, kavramlardır. 1917 de Rusya’ya hakim olan Marksist-Leninist ideoloji balkanları da etkisi altına aldı, onların tarih anlayışı   kopya edilmiş balkanlarda da  her alanda yaygınlaşmış  bir  söylem haline gelmiştir. ( 5 )

Balkanlardaki tarih ders kitaplarında olumsuz manada yer alan diğer bir argüman, Osmanlı’nın İslam kimliğidir. İslam dini Avrupalılaşmanın çağdaşlaşmanın engeli gibi gösterilmiş ve balkanların fakirliğinin ve geriliğinin sebebi olarak takdim edilmiştir. ( 3 )

Ders kitaplarında ve diğer bazı edebi eserlerde Osmanlı sultanları ve onları temsil eden valilerin sonsuz yetkiye sahip, keyfi kararlarla istediğini asan kesen tipler olarak gösterilmiştir. ( 3 ) Örnek olarak; Romanya tarihinde KAZIKLI VOYVODA olarak tanınan  kişinin yaptığı insanlık dışı işkencelerin  Osmanlılar tarafından, idaresi altındaki hristiyan halka uygulandığı propagandası  günümüze kadar gerçek bir olay gibi ulaşmıştır. Bu kazığa oturtma sahnelerinin Nobel mükafatı kazanan Drina Köprüsü romanında kullanıldığını bilhassa hatırlatmak istiyorum. Söz konusu romandaki kazığa oturtma  sahnelerinin,  Osmanlı’ya karşı yürütülen karalama amaçlı  kampanyaların  zirve noktasını oluşturduğunu düşünüyorum. ( 6 s 78 ) Boşnak akademisyen yazar Prof. Dr. Muhammed Filipoviç kazığa oturma sahnelerinin, Drina Köprüsü romanının ilk versiyonunda yer almadığını ancak bu ilk baskı nüshanın tamamen ortadan kaldırıldığını ifade etmektedir.

Osmanlı geçmişi  konusunda bir buçuk  asırdan beri yürütülen gerçeklerle bağdaşmayan abartılı propagandanın  sadece Osmanlı’yı  değil günümüz Türkiye’sini de hedef aldığını biliyoruz. 2015 yılında; 100. Yıldönümünde Türkiye’yi mahkum etmek isteyen sözde Ermeni soykırımı iddiaları tarihi çarpıtmaların uluslar arası siyasetin de malzemesi olarak nasıl kullanıldığının tipik bir örneğidir. Osmanlı dönemi ile ilgili bu çarpıtmalara verilecek en anlamlı cevaplardan biri, 1463 tarihini taşıyan Fatih Sultan Mehmed’in Bosna’da Fojnica şehrindeki Fransisken Manastırında korunan AHDNAME’sidir. Bu belgenin insan hakları alanında ne anlama geldiğini ilerideki bölümlerde daha detaylı anlatacağız. Bosna-Hersek’te yaptığımız lobi çalışmaları sonunda bu belgeyi tarih dersi kitaplarına koydurmayı başardık. ( 8 S 198 )

Balkanlardaki tarih dersi kitaplarında bilerek gözlerden kaçırılmaya çalışılan hususlardan birisi, 5 asır süren Osmanlı idaresi yıllarında sıfırdan kurulan şehirler, imar ve iskan faaliyetleridir. Bu yaklaşımların gerçeklerle örtüşmesi mümkün değildir. Osmanlı mimarisi tarihçisi Ekrem Hakkı Ayverdi’nin fedakar çalışmaları olmasaydı balkanlardaki bir çok anıt eserin varlığından haberimiz olmayacaktı.  Belgrad,  Sofya, Selanik, Üsküp, Saraybosna gibi büyük şehirlerde insanlığa mal olmuş anıtsal eserlerin bir kısmı yerle bir edilirken, kalanlar amaçları dışında kullanılmaktadır. Bosna’da ayakta kalan Mostar köprüsünün sadece Osmanlı’ya duyulan nefret yüzünden 1993 yılında yıkıldığına tüm dünya şahitlik etti. Tebliğimizin başından beri vurguladığımız Osmanlı nefretinin nelere yol açabileceğini bizzat yaşamış olduk.

                     ESKİ  YUGOSLAVYA   DERS  KİTAPLARINA  KISA  BİR  BAKIŞ

1945-1990 Yılları Sosyalist Federal Yugoslavya 6 Cumhuriyet ve iki özerk bölgeden oluşan bir federasyondu. İkinci dünya savaşının bitimi ile eski Yugoslavya Krallığı  coğrafyası üzerinde ve  sınırlarını esas alan bu devlet önce Sovyetler Birliği uydusu iken Tito’nun Stalin’e  1947 deki başkaldırması sonrası bağımsız bir dış politika izlemiştir. Soğuk savaşın şiddetlendiği yıllarda her iki blokta yer almak istemeyen ( Hindistan, Mısır v.d. )devletleri etrafında toplayarak bağlantısızlar hareketi adı altında bir oluşuma Yugoslavya önderlik etmiştir. 70li yıllara kadar koyu merkeziyetçi olan Yugoslavya’daki rejimin, sonraları yumuşama gösterdiğini söyleyelim.  ülkenin genelindeki okullarda, Marksist anlayışa uygun tek tip tarih dersi kitapları okutulmuştur. Balkanların diğer ülkelerinde olduğu gibi, Komünist rejim meşruiyetini savunmak için önceki dönemlerle birlikte Osmanlı idaresi eleştirilerin hedefinde olmuştur. Her üç kişiden birinin  Müslüman olduğu Yugoslavya’da Osmanlı dönemlerini hatırlatan her çeşit gelenek ve anlayışların terk edilmesi gerektiği, aksi halde Müslümanların ülkede barınmasının mümkün olamayacağı açıkça ders kitaplarında deklere edilmiştir. (5 s 245-246 ) XIX. Asırda Osmanlı’ya karşı isyan başlatan Karadağ prensi Petar Petroviç Njegoş’un imzasını taşıyan manzum Dağ çelengi (GORSKİ VİJENAC) isimli destansı şiirler  tarih ders kitaplarının vazgeçilmezi idi. Müslüman çocuklara ezberletilmesi için özel bir gayret gösterildiğini biliyoruz. Bu şiirlerde Osmanlı ve Müslümanlara karşı nefret içeren ifadeler çokça yer almaktadır. Bu anlayışa hakim ders kitapları 1990 yılına kadar tüm okullarda okutulmaya devam etti. Hala da okutulan yerler var.

Yugoslavya’nın dağılması ile birlikte bu eğitim sistemi de çöktü. Sırbistan ve Karadağ eski sistemi en fazla sahiplenen ve devam ettiren ülkeler oldular. Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Makedonya eğitim sisteminde ve ders kitaplarının içeriklerinde zaman içinde köklü değişiklere gittiler.

                       ÇATIŞMA   SONRASINDA   TARİH  DERSİ  KİTAPLARI YAZIMI

Dağılmanın en şiddetli yaşandığı federal  Yugoslavya devleti Bosna-Hersek oldu. Başşehir Saraybosna  yarım milyon insan, 44 ay kuşatma altında kaldı. Kamu düzeni ile birlikte gündelik hayat tamamen felç oldu, okullar dahil resmi ve özel  kurumlar doğru dürüst çalışamadı.

Hırvatistan’da daha çatışmalar bitmeden ders kitapları konusu gündeme geldi ve hızla yol alındı. Vatikan’ın güçlü destek verdiği Hırvatistan devleti Ortodoks dünya ile yollarını tamamen ayırdı. Kiril alfabe, kullanımdan kaldırıldı. Tarih ders kitapları; Batı Avrupa’nın Katolik anlayışlarına uyumlu, Hırvat Milliyetçi görüşleri merkeze alan bir bakış açısıyla  hazırlandı. ( 7 s 392 )

Sırbistan için de benzer şeyler söylenebilir. Hem Krallık Yugoslavya’sına  hem de Sosyalist Yugoslavya’ya başkentlik yapan stratejik şehir Belgrad, Sırbistan’ın da vazgeçilmez  başşehri idi. Dolayısıyla her iki Yugoslavya rejiminin dominant ulusu Sırplar idi. Yugoslavya’dan miras kalan  tarih dersi kitapları konusunda radikal bir değişikliğe ihtiyaç duymadılar. Yapılan en radikal değişiklik alfabe konusunda oldu.  Yugoslavya döneminde Kiril alfabenin yanında Latin alfabesinin kullanılması yazılı olmayan bir zorunluluktu. Hırvatistan ve Slovenya’nın ayrılmasından sonra Latin alfabesi kullanımdan tamamen kaldırıldı. Günümüzde bile Latin alfabesinin Sırbistan’ın resmi dairelerinde okullarında olmadığına işaret etmek isterim. Bunun istisnası Boşnak nüfusun çoğunluk olduğu Sancak bölgesinde ilk ve orta dereceli okullardır. Söz konusu bölge okullarında, bazı derslerin,  Kiril alfabesinin yanında Latin alfabesi ile de okutulmaya başlandığını not edelim. Boşnakların yıllarca gelmesi için mücadele verdiği bu uygulama Belgrad hükümetlerinin  direnişi sebebiyle  ancak  2013 yılında başlatılabilmiştir.

Üzerinde fazlaca müzakere etmemiz gereken ders kitapları Bosna-Hersek’tekilerdir. Boşnak, Sırp ve Hırvatların kurucu millet olduğu Bosna-Hersek’te her alanda görüş ayrılıkları devleti sık sık  işlemez hale getirebiliyor. Toplumlar arası bu güvensizlik sebebiyle, Bosna devletinin yönetimi  BM Güvenlik konseyi himayesi altındadır. Dayton anlaşması ile Bosna-Hersek’e dayatılan düzen  yürümesi çok zor karma karışık bir yapıdır. Çok sayıdaki  bürokratik kurumlar arasında, yetki paylaşımı net bir şekilde tarif edilmemiştir. Aynı durum eğitim sistemi için de geçerlidir.  Ders kitapları hazırlanması konusu herkesi memnun edecek  nihai bir çözüme hala kavuşmuş değildir. Dayton anlaşmasına göre devlet;  iki idari bölgeden oluşturulmuştur. Biri Boşnak-Hırvat federasyonu, diğeri ise Sırp Cumhuriyeti adı ile bilinen gerçekte sadece idari vasfı olan bir bölgeden oluşur. Sırp bölgesindeki okullarda ders kitapları genelde, Sırbistan’dan geldiği şekli ile kullanılmaktadır. Alfabe kirildir. Boşnak ve Hırvat öğrenciler Belgrad’dan gelen bu ders kitapları ile eğitim yapmak zorundadırlar. Bu çarpıklığın giderilmesi için verilen çabalar Bosna Sırp yönetiminin ayak sürümesi sebebiyle bir türlü sonuca varamamaktadır.

Boşnak-Hırvat federasyonunda Hırvat nüfusun çoğunluk oluşturduğu az sayıdaki şehirde  (Mostar’ın yarısında ) Hırvatistan’dan gelen ders kitapları kullanılmaktadır. Gerek Sırpların gerek Hırvatların çoğunluk olduğu yerlerde Bağımsız Bosna-Hersek devletinin varlığından ziyade, Sırbistan ve Hırvatistan devletinin  ve milliyetçi söylemlerin siyasi ağırlığı vardır.

Bağımsız Bosna-Hersek devletinin varlığı için 1990 dan beri  mücadele eden etnik unsur Boşnaklardır, onlar da şu anda nüfusun % 50 sinden fazlasını oluşturmaktadır. Ne yazık ki diğer iki etnik unsur, Bosna-Hersek devletinin varlığı ve devamı için istekli değiller, hatta içlerindeki bazı ırkçı unsurlar Bosna’yı yıkıp komşu iki devlete ilhak için her şeyi yapıyor.  Özellikle Bosna Sırp yönetimi, Bosna–Hersek devletinden ayrılıp Sırbistan’a bağlanmayı hedef alan   bir söylemi alenen her yerde dile getiriyor.

Cevabı aranan sunumumuzun konusu zor  soruna geldik; her üç etnik unsurun kabul edeceği bir tarih dersi kitabı hazırlamak mümkün mü?… Günümüzde, Bosna’da tarih dersi kitabının hazırlanması konusu, bir devlet problemi seviyesindedir. Bu problemin çözümü için uluslar arası kurumlar devrededir. Bu amaçla Avrupa tarih dersi öğretmenleri birliğinden ( European Association  of History Educators- EURUCLİO ) yardım istendi. Aslında ihtilaf sadece Bosna’da değil, Sırbistan’la Hırvatistan’ın da kendi aralarında, son yıllarda, yaşanan tarihi olaylara bakış açısından ciddi ihtilaf var. Dağılma sürecinde yaşananlar konusunda, özgürlük mücadelesi, iç savaş, meşru’ müdafaa ve devlete isyan kavramlarında taraflar arasında uzlaşılması mümkün olmayan farklı görüşler vardır. EURUCLİO bu kavram kargaşasına da  çözüm bulmak için çalışıyor. Öncelikle tarafların tarih dersi kitaplarında birbirlerine karşı kullandıkları nefret dilinden vazgeçilmesi ile başlandı ve bu konuda mesafe alındığı söylenebilir. ( 6 s 392 ) Tarih  dersi kitaplarının  hazırlanması konusunda  çalışma yapan diğer bir kurum da UNESCO’ dur. ( 2 )

 Biz yine Bosna-Hersek’teki okullar için hazırlanmasına çalışılan tarih dersi kitaplarına dönelim.  Boşnaklar her üç etnik gurubu Bosna-Hersek devletinin varlığı ve bağımsızlığı ortak noktasında birleşmeye çağırıyor. Ders kitaplarının bu konuyu da ihtiva etmesi isteniyor. Sırp ve Hırvatların bir kısmı itiraz etmiyor ama Boşnaklar kadar da istekli davranmıyor. Boşnaklarla diğer etnik iki gurup arasındaki ihtilafın yaşandığı  diğer bir nokta, Osmanlı’ya bakışta kilitlenmiş görünüyor. Boşnaklar Osmanlı yönetimini özgür ve insan haklarını koruyan meşru’  adil bir yönetim olarak kabul ederken, diğer iki etnik gurup Osmanlı’yı barbar, gerici, feodal, işgalci  yönetim olarak görmekte, başka bir deyişle Osmanlı yıllarını  gayrimeşru işgal ,esaret yılları  olarak nitelemekte ısrar ediyor.  Taraflar bu konuda geri adım atmamakta ısrar ediyor. Hakem durumundaki batılı uzmanlar üç tarafa da herhangi bir görüşü dikte etmek istemiyor. Bu sebepten yakın bir gelecekte çözüm bulunması mümkün görünmüyor. Çözüm bulunması için Osmanlı’nın meşruiyeti konusu üzerinde kapsamlı ve detaylı çalışmak gerekiyor. O zaman akla şöyle bir soru geliyor. Osmanlı yönetiminin meşruiyeti konusunda evrensel anlamda kabul görecek bir söylem geliştirmek mümkün mü?… ( 7 s 393 )

 Boşnak tarafının ders kitaplarına girmesini istediği bir konu da Lahey savaş suçları mahkemesi (ICTY) ve Lahey adalet divanının Bosna’da işlenen suçlarla ilgili verdiği kararlardır. Bosna’nın diğer iki milleti de bu mahkeme kararlarının ders kitaplarına girmesine razı değildir. Çünkü savaş suçu işlediği uluslar arası mahkeme kararları ile hükme  bağlanan bazı kişiler her iki devlet nezdinde resmen kahraman muamelesi görüyor. Belgrad hükümetleri LAHEY ADALET DİVANININ verdiği karara rağmen Srebrenica soykırımını kabul etmemekte ısrar ediyor. Ölü sayısının yüzbinleri geçtiği, nüfusunun yarısının evlerinden sürgün edildiği 44 aylık sıcak çatışmalarda, kurbanlar belli ama saldırganın kim olduğu konusunda yaşanan tartışmalar ibret vericidir. Özellikle de Bosna-Sırbistan – Kosova üçgeninde barışın temini için daha çok yol alınması gerektiği anlamına geliyor.

KAYNAKLAR

1-SANCAK’IN ASIRLIK HAK MÜCADELESİ  Davut Nuriler  Motto yayınları  Araştırma İnceleme  1. BASKI  OCAK 2019- ÜSKÜDAR-İSTANBUL

2-BARIŞA  ÇAĞRI   ULUSLAR ARASI KOMİSYONUN BALKANLAR HAKKINDAKİ RAPORU  LEO TİNDEMANS BAŞKAN,  LLOYD CUTLER, BRANİSLAW GEREMEK, JOHN ROPER, THEO SOMMER, SİMONE  VEİL, DAVİD ANDERSON,   Türkçesi: Özden ARIKAN,   SABAH KİTAPLARI:60  Çağdaş Bakışlar:17  İstanbul  1997  DOĞAN  KİTAP

3-BALKANLARDA EĞİTİM KURUMLARINDA OKUTULAN TARİH DERS KİTAPLARINDA OSMANLI TÜRK İMAJI,     Prof. Dr. Mehmet  Şahingöz   GAZİ  ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM  FAKÜLTESİ  ANKARA, Doç. Dr. Shener  BİLALLİ  ULUSLAR ARASI BALKAN  ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ ÜSKÜP-MAKEDONYA

4- OSMANLI VE BALKANLAR Bir tarih yazımı tartışması  derleyenler: Fikret ADANIR  Suraiya FAROKHİ  İLETİŞİM  YAYINLARI: 1658  ARAŞTIRMA İNCELEME DİZİSİ: 272  2. BASKI 2015  İSTANBUL

5- MUSLİMANİ   SRPSKO-HRVATSKOG  JEZİKA   Salim  ÇERİÇ   Svjetlost   izdavacko  preduzece,

      Sarajevo- 1968

6- DÜNYA  TARİHİNDE  BALKANLAR  Yazan:  Andrew  Baruch  Wacthel   İngilizce aslından   çeviren : Ali Cevat  AKKOYUNLU   OXFORD UNİVERSİTY   PRESS. İnc.  1. Baskı: Ekim  2009  Doğan Kitap

7- CONFRONTİNG  THE YUGOSLAV  CONTROVERSİES: A Scholars’ İnitiative  Centralnoevropske  studije Charles W. İNGRAO,  GLAVNİ UREDNİK,  Gary B. COHEN, UREDNİK  Suocavanje  s jugoslavenskim  kontroverzama,  buybook   Biblioteka  Memorija  Sarajevo 2010

8- HİSTORİJA ,  Udzbenik  za srednje tehnicke i strucne skole,  Hadzija Hadziabdic ……  Bosanska Kniga, Sarajevo  2016

9- İSTORİJA,   İVAN   M  BECİC  Za  drugi  razred strucnih  skola ZAVOD ZA UDZBENİKE  STRUCNİH SKOLA

        BELGRAD 2012