Davut Nuriler Web Sitesi

MAKEDONYA KRİZİ KİMİ TEHDİT EDİYOR?

Makedonya 2015 yılında AB tam üyeliği yolunda adaylık statüsü kazandı. 2005 yılındaki genişlemeden sonra AB tüm Balkanları bünyesine almak için kolları sıvamış durumdaydı. Ancak geçmişten miras kalan bir sürü siyasi ve ekonomik problem çözüm bekliyor. Bir buçuk asırdan beri bitmek bilmeyen istikrarsızlık ve çatışmaların kaynağı olan Balkanlarla uğraşmanın zorluğu herkesin malumudur. Her şeyin başında söz konusu Makedonya olunca devletin problemi isminden başlıyor. Yunanistan’ın bitmeyen ihtirası yüzünden Makedonya devletinin isim problemi hala çözülebilmiş değil. Bu kadar basit bir problemi çözemeyen AB’nin Makedonya’nın diğer problemlerini ve bölgede asırlarca çözülememiş ihtilafları nasıl çözüme kavuşturacağını doğrusu merak etmemek mümkün değil. Balkan göçmeni biz ve Türkiye, bu problemlerin çözülmesini herkesten çok istiyoruz. Ancak AB’nin Balkanlardaki problemlerin çözümleri için elinde ne gibi enstrümanlar var sorusunun cevabını merak ediyoruz. İsterseniz bu soruya cevap vermeye çalışalım. Uzun yıllar Balkanlardaki problemlerle yaşayan ve uğraşan bir kişi olarak AB’nin elinde iki koz var: HAVUÇ ve SOPA. Bu kozların; Yugoslavya dağılırken ve sonrasında ne kadar etkisiz kullanıldığını hemen herkes kabul ediyor.  Mesela şimdiye kadar Makedonya’da sopanın hiç kullanılmadığını sadece havuç kozunun kullanıldığını biliyoruz. Ancak ciddi yolsuzluk dedikodularına sebep  olması dışında, ne işe yaradığını, daha doğrusu yaramadığını Makedonya’nın geldiği çıkmaz sokaktan anlamak mümkün.

Makedonya şu anda tam bir çıkmaz sokakta. Uzun yıllar iktidarda kalan muhafazakar VMRO-DPMNE ittifakı demokratik sistemin işleyişinin önündeki en büyük engel durumunda.  Yani çoğunluğu kaybettiği halde siyasi meşruiyeti olmayan bir ittifak ve Cumhurbaşkanını da yanlarına alarak, seçimlerde çoğunluğu elde eden SDSM-DUİ ittifakına iktidarı teslim etmemek için her çareye başvuruyor. İktidarı teslim etmemenin arkasında hesap verme korkusu olduğu dedikoduları dilden dile dolaşıyor. Meşru demokratik yollarla tercihini ifade etmiş halk iradesine karşı oynanan bu oyunlar karşısında AB acz içinde Brüksel-Üsküp hattında bir şeyler yapar görünmeye çalışıyor. Ancak AB’nin genişlemeden sorumlu temsilcisi J. Hahn’a Cumhurbaşkanı İvanov randevu bile vermiyor. Laikliği bayrak gibi kullanan AB’nin  Brexit’ten sonra düştüğü bu acıklı durum Papa’nın gölgesinde fotoğraf vermekten belli oluyor. Yunanistan’dan sonra AB’ye katılan son üye Hırvatistan’ı sallayan ekonomik kriz yeni ekonomik krizleri tetikler mi, bekliyoruz.

Tekrar Makedonya’ya dönecek olursak bu ülkedeki krizin çözümü için AB’nin elinde koz olarak ambargo silahından başka bir şey bulunmuyor. İktidarı devretmeyen muhafazakarlara karşı ambargo silahı etkili olabilir mi? Ancak her şeyden önce AB Makedonya’ya ambargo kararı alabilir mi? Hiçbir konuda konsensüs sağlayamayan AB yönetiminin, bu konuda da ittifakla hareket etmesi ihtimali çok zayıf. Varsayalım ki anlaştılar ve karar alındı; Makedonya’ya ambargo uygulanmaya başladı. Peki bu ambargonun istenen sonucu vereceğine ne kadar inanılabilir? Rusya ile yarı açık birlikte hareket eden Makedonya’daki muhafazakarlar bu yolla bu ambargoyu etkisiz hale getirirlerse AB’nin kredibilitesi ve güvenilirliğinin dip yapması kesindir. Netice olarak Makedonya Balkanların en renkli ve en önemli ülkelerinden birisidir. Ancak Makedonya’da çıkacak bir krizin tüm bölgeyi kaosa sokacak yeni bir krizin habercisi olma ihtimali yüksektir. 2005 yılında Balkanları içine alarak barış ve istikrar sağlamayı hedefleyen AB’nin ne kadar başarısız olduğu ortada. Hatta Avrupa’nın Balkanları içine almasından ziyade Avrupa’nın Balkanlaştığını söyleyen entelektüellerin sayısında her geçen gün artış var. 20. asrın başında Osmanlı’yı Makedonya üzerinden vuran Batı, şimdi aynı silahın kendisini tehdit ettiğinin  farkında mı?