Davut Nuriler Web Sitesi

DÜNYANIN 8. HARİKASI: MUHTEŞEM SÜLEYMAN KÖPRÜSÜ

Osmanlı Avrupa’sında inşa edilerek yok olmuş ecdat mirası tarihi köprülerden birisi daha gün yüzüne çıkarılıyor. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirilen YURT DIŞI KÜLTÜR VARLIKLARI EŞGÜDÜM VE YÖNLENDİRME KURULU toplantısında Başbakan Yardımcısı Veysi KAYNAK tarafından TİKA’ya verilen talimat çerçevesinde; Hırvatistan’da, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, son seferinde inşa ettirilen dünyanın en uzun ahşap köprüsünün ortaya çıkarılması çalışmaları başlatıldı. Yurt dışında çoğunluğu ecdadımızdan kalma eserlere sahip çıkacağını umduğum böyle bir kurumun kurulup çalışmaya başlamış olmasından dolayı çok sevinçliyim. Ecdat mirasına sahip olmak için daha fazla zaman kaybetmeyelim.

 

TİKA ve Hırvatistan’ın Darda şehri belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolüne göre, köprünün bittiği nokta olan Darda şehrindeki Esterhazy kalesi önündeki arazi, arkeolojik sit alanı ilan edildi. Cole gölünde de köprünün kalıntılarını arama amaçlı, su altı araştırmalarına başlamak için hazırlıklar devam ediyor.

1520 yılında babası Yavuz Sultan selimin vefatı ile tahta geçen Kanuni sultan Süleyman 46 yıllık saltanatında çok sayıda savaşı zaferle neticelendirmiş, İstanbul’u ve Osmanlı coğrafyasını bir kısmı günümüze kadar ulaşmayı başarmış anıtsal eserlerle donatmıştır. 1526 yılındaki Mohaç zaferi ile yazımızın konusu Osijek şehri ve civarındaki bölge, Pozega adı ile bir Sancak’a dönüşmüştü. Osijek şehri de bu Sancak’ın merkezi idi. Yazımızın konusu köprünün işlevlerinden birisi, Osijek ile Darda şehirlerini birbirine bağlamaktı.

Yukarıda bahsedilen faydalarından başka, 16. Asırda İstanbul ile Budapeşte arasındaki yolu ciddi manada kısaltan ve bazı uzmanların, dünyanın 8. Harikası olduğunu söylediği bu nadide eserin, canlandırılması hedefleniyor. Tüm bu çalışmalara, bölgede bir Sultan Süleyman dostluk parkının kurulması ile nokta konacak. Türkiye- Hırvatistan arasındaki dostluğu ve iyi ilişkileri en üst seviyelere çıkartan bu ortak çalışmalarla ortaya çıkacak eserlerin turizmi de canlandırması bekleniyor. Ecdadımızın yaptığı ve zamanla yok edilmiş olan bu muhteşem eserin ortaya çıkarılmasını sağlayan TİKA Zagreb koordinatörü, Haşim KOÇ’u ve çalışanlarını tebrik etmek lazım.

1566 yılına dönelim.  Kanuni Sultan Süleyman, 1566 yılında Zigetvar seferine çıktığında ordusu ile bölgeye geldi. Drava nehrinden gelen suların beslediği bataklık, Osijek-Darda şehirleri arasında bulunuyordu. Bu bataklık, ordusu ile kuzeye yürüyen Kanuni Sultan Süleyman’ı durdurmuştu. Bu engeli aşmak amacıyla mimarbaşı Sinan’ın teklif ve tasarım ile derhal harekete geçildi yıldırım hızıyla yapılan hazırlıklarla, köprü inşaatı, 16 ağustosta başlatıldı ve 17 günde bitirildi. Köprünün uzunluğu 6500-8000 m. olarak tahmin ediliyor, genişlik ise 5,5-10 metre arasında değişiyordu. Yapımında 20.000 den fazla kişinin olağanüstü hızda ve şartlarda çalıştığı tahmin ediliyor. Tarihi kaynaklara göre köprünün üzeri meşe kalaslarla döşeli, kapısı, kuleleri, galerileri ve korkulukları vardı. O zamanın haçlı Avrupa’sı Osmanlı’nın bu köprü inşaatı ile ortaya koyduğu güç ve teknik karşısında hayretler içinde kalmıştı. Bu köprünün yapımı üzerine Avrupa’da bir sürü efsane üretildi. Yazımızın ekinde bulunan iki resim Avrupa’lı ressamların köprü ilgili temsili olarak çizdikleri çok sayıdaki resimlerden sadece ikisini oluşturmaktadır.

Yapımından yaklaşık bir asır sonra, köprüyü kendine tehdit gören Avrupalılar 1664 yılında Grof Nikola Zrinski komutasındaki Avusturya-Macaristan ordusu ile baskın yapmış ve bu güzel eseri acımasızca yakmıştır. Osmanlı yılmamış ve Sultan 2. Süleyman döneminde köprü yeniden aslına uygun bir şekilde bir kere daha inşa ettirilmiştir. Ancak 1683 yılında Osmanlı’nın Viyana önünde yaşadığı mağlubiyet hem bölgedeki bölgedeki Türk hakimiyetinin ve hem de bu güzel eserin sonu olmuştur. 1686 yılında Türklerin geri gelecekleri korkusu sebebiyle olsa gerek, köprü bir kere daha ateşe verilerek yakılıp yok edilmiştir. Kısaca hikayesini arz ettiğimiz bu eserin ortaya çıkarılması herkesi sevindirecek memnun edecek bir çalışmadır. Köprüler insanları şehirleri hatta medeniyetleri birbiri ile buluşturan yapılardır. Onlar yıkılırsa barış da yıkılır. Özetle köprüleri yıkanlar barışa ve birlikte yaşamaya tahammülü olmayan ilkel insanlardır.